Thursday, October 29, 2009

Kabuk Adam

Aslı Erdoğan'ın Kabuk Adam'ını okuyorum bir süredir. Bitirmeme 20-30 sayfa kaldı. Kitabı oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. Bazı alıntılar:

"Geçmişimi kusmaktan ve acılarım için başkalarından teselli beklemekten vazgeçeli uzun zaman oluyordu. İntihar benim gizli dehlizim, içimde sürekli taşıdığım ve zaman geçtikçe derinleşen kuyumdu. Her insanın, gün gelip de düşüp parçalanmaktan kendini güçlükle alıkoyduğu bir uçurumu vardır."

Böyle bir uçurum var. Kimi uzaktan görmekle yetiniyor, kimiyse yakınında tehlikeli oyunlar oynuyor. Kimiyse senede bir uğradığı yazlığı gibi arada sırada geçiyor oralardan. Belki özlediğinden bir süre orada vakit geçiriyor, belki istemiyor ancak durmak zorunda kalıyor.

"Sadece benimdi,
zincirlerinden boşalmış bir at gibi koşan
beyaz okyanus,
ve o kum tepeciklerine gömdüm, altın anahtarını
yalnızlığımın."

--

Birsen Tezer - Çığlık Çığlığa (Ortaçgil)

bahçeye gömdüğüm sandık gibisin

Bahçeye yıllar önce gömdüğüm sandık gibi buldum seni günlüğüm. 3 sene olmuş, böyle bir yerin varlığını unutmuşum, geri geldim. Özür dilerim seni o kadar sene toprağın altında bıraktığım için.

Bu süre içinde facebook notlarını kullandım deşarj için ancak orasının da eski keyfi ve kişiselliği kalmadı, çok aydınlık bir de buraya seçtiğim renk düzeni bile buranın devam etmesi için yeterli belki de.

Seni tekrar çıkardığımda yüzeye, fark ettim ki en uzak anılar en fazla 2-3 hafta uzaklıkta olmalı. Daha eski olmaları sinirimi bozuyor.

Yazıp içine tıktığım enstantaneler ne kadar uzakta kalmış insanın inanası gelmiyor. Olay kahramanları yorumlar yapmışlar, burada yaşamışlar bir süre, sonra benimle beraber çekip gitmişler.

3 sene boyunca buranın bıraktığım şekilde kalması bir mucize gibi gelebilirdi insana eğer bir ev olsaydın. Anahtarını bulmak çok zor olmadı ancak adresini biraz karıştırdım.

Artık burdayım, bir yere gitmeyeceğim..

--

Birsen Tezer - Bilsen